Would rather/sooner & It’s (high) time: Üslup
Sep 17
Konuşma dilinde daha akıcı ve etkili olmak hepimizin hedefi, değil mi? Bazen basit bir cümlenin bile tonunu değiştirmek veya ona daha derin bir anlam katmak, sizi ana dili İngilizce olan bir konuşmacıya yaklaştırabilir. İşte tam da bu noktada, bugün ele alacağımız iki harika kalıp devreye giriyor: "Would rather/sooner" ve "It's (high) time".
"Would rather/sooner": Tercihlerinizi Net Bir Şekilde İfade Edin
Birine bir şeyi diğerine tercih ettiğinizi söylemek istediğinizde, "I prefer..." demek yerine "I would rather..." veya "I would sooner..." kalıplarını kullanmak çok daha doğal ve şık bir yoldur. İkisi arasında anlam farkı neredeyse yok denecek kadar azdır; "sooner" biraz daha eski ve resmi olsa da, günlük konuşmada her ikisi de rahatlıkla kullanılabilir. Genellikle kısaltılmış hali olan "I'd rather" ile karşılaşırız. Bu kalıp, üç ana yapıya sahiptir ve her biri farklı bir senaryoya hitap eder.
Kendi Tercihinizi İfade Etmek
Bu en yaygın kullanımdır. Tercih ettiğiniz eylemi "would rather" kalıbından sonra fiilin yalın haliyle kullanırsınız.
- I'd rather stay home tonight. (Bu akşam evde kalmayı tercih ederim.)
- She'd rather drink coffee than tea. (O, çaydan ziyade kahve içmeyi tercih eder.)
Bu yapıda "than" kelimesi, iki seçeneği karşılaştırmak için kullanılır.
Bir Başkasının Tercihini Etkilemek
Bu yapı, birine bir şeyi yapmasını önermek veya o şeyi yapmasını tercih ettiğinizi belirtmek için kullanılır. Bu durumda, kalıptan sonra past simple (geçmiş zaman) yapısı gelir, ancak anlamı geçmiş değil, şimdiki veya gelecek zamana yöneliktir. Bu, İngilizcede sıklıkla karşılaşılan ilginç bir dilbilgisi kuralıdır ve bu yüzden dikkatli olmak gerekir.
- I'd rather you didn't smoke here. (Burada sigara içmemeni tercih ederim.) - Bu cümle "Lütfen burada sigara içme" demenin daha kibar bir yoludur.
- He'd rather we stayed out of this. (O, bizim bu işten uzak durmamızı tercih eder.)
Bu yapı, genellikle "I'd rather you..." şeklinde karşınıza çıkar ve bir ricayı veya bir dileği kibarca ifade etmenin mükemmel bir yoludur.
Geçmişteki Bir Pişmanlığı veya Tercihi İfade Etmek
Geçmişte yapılmış bir eylemden pişmanlık duyduğunuzu veya farklı bir şey yapmayı tercih ettiğinizi söylemek için "would rather have + V3 (fiilin 3. hali)" yapısını kullanırız.
- I'd rather have gone to the concert yesterday. (Dün konsere gitmeyi tercih ederdim.)
- She'd rather have accepted the job offer. (İş teklifini kabul etmeyi tercih ederdi.)
Bu yapılar, "keşke" der gibi bir ton taşır ve geçmişe yönelik bir tercihi dile getirir.
"Would rather/sooner" Kalıbının Ton ve Üslup Tablosu
| I'd rather + V1 | Kendi tercihimi belirtirim. | Nötr, doğal | I'd rather read a book. (Bir kitap okumayı tercih ederim.) |
| I'd rather you + V2 | Başkasına bir ricada/öneride bulunurum. | Kibar, nazik | I'd rather you didn't tell him. (Ona söylememeni tercih ederim.) |
| I'd rather have + V3 | Geçmişteki bir pişmanlığı dile getiririm. | Pişmanlık, geçmişe yönelik | I'd rather have stayed longer. (Daha uzun kalmayı tercih ederdim.) |
"It's (high) time": Zamanı Geldi de Geçiyor Bile!
Bir şeyin yapılması gerektiğini ve artık bu konuda harekete geçmenin tam zamanı olduğunu vurgulamak için "It's time" veya "It's high time" kalıplarını kullanırız. "High" kelimesi, durumun aciliyetini ve artık ertelemenin mümkün olmadığını vurgular.Bu kalıbın da farklı yapılarda kullanımları vardır.
Fiilin yalın haliyle kullanmak
Bu en basit ve en sık kullanılan yapıdır. "It's time to..." şeklinde kullanılır.
- It's time to go home. (Eve gitme zamanı geldi.)
- It's time to eat dinner. (Akşam yemeği yeme zamanı geldi.)
Bu yapı, bir eylemin başlaması için doğru zamanın geldiğini belirtir.
Bir özne ile kullanmak
Bu, daha çok bir eleştiri veya bir tavsiye niteliği taşır. Tıpkı "would rather" kalıbında olduğu gibi, bu yapıda da past simple (geçmiş zaman) kullanılır, ancak anlamı şimdiki zamandadır.
- It's time you started exercising. (Artık egzersiz yapmaya başlamanın zamanı geldi.)
- It's high time he apologized. (Onun özür dilemesinin zamanı geldi de geçiyor bile.)
Bu yapıda "high" kelimesi, cümledeki baskıyı ve aciliyeti artırır. Bu ton, genellikle hafif bir sitem veya eleştiri içerir. Karşıdaki kişiye "Neden hala yapmadın?" der gibi bir his verir.
İngilizce’de aynı fikri farklı yapılarla ifade edebilmek, senin dildeki hakimiyetini ve iletişim becerini gösterir. “Would rather”, “would sooner” ve “it’s (high) time” gibi ifadeler, sadece cümleyi değil, duyguyu da taşır.
Unutmayın, dil öğrenimi bir maratondur, sprint değil. Acele etmek yerine, her gün küçük adımlarla ilerlemek sizi hedefinize ulaştırır. Bu kalıplar, bu yolda size yardımcı olacak sadece iki küçük ama çok güçlü araç.
İngilizce’de aynı fikri farklı yapılarla ifade edebilmek, senin dildeki hakimiyetini ve iletişim becerini gösterir. “Would rather”, “would sooner” ve “it’s (high) time” gibi ifadeler, sadece cümleyi değil, duyguyu da taşır.
Unutmayın, dil öğrenimi bir maratondur, sprint değil. Acele etmek yerine, her gün küçük adımlarla ilerlemek sizi hedefinize ulaştırır. Bu kalıplar, bu yolda size yardımcı olacak sadece iki küçük ama çok güçlü araç.
Nerden Çıktı Bu LEMON ACADEMY?
Yeni gelmedik, geri de gelmedik, biz hep buradaydık! Kader bizi bugün buluşturdu. Ama bunun bir sebebi var: Seni KONUŞTURANA kadar burada olacağız.
