Modallar Temel: can/could/must/have to
Sep 8
İngilizce öğrenirken en sık karşılaştığımız yardımcı fiillerden olan modallar, bir eylemin yetenek, zorunluluk, olasılık veya izin gibi farklı anlamlarını ifade etmemizi sağlar. Onlar olmadan cümleler kuru ve anlamsız kalır. Ancak doğru modalı seçmek bazen zorlayıcı olabilir.Bu yazıda, en çok kullanılan modalların ne anlama geldiğini, ne zaman kullanıldığını ve aralarındaki ince farkları bol örneklerle açıklayacağım. Yazının sonunda, modallarla ilgili kafa karışıklığına son vereceksin!
Modallar Temel: Ne İşe Yarar?
Modallar, ana fiilin önüne gelerek ona farklı bir anlam katan yardımcı fiillerdir. En önemli kural, modallardan sonra gelen fiilin her zaman yalın halde (bare infinitive) olmasıdır. Yani fiile -s, -ed, veya -ing gibi ekler gelmez.
Örnek: I can swim.
Yanlış: I can swims. / I can swimming.
Şimdi en yaygın modallara yakından bakalım.
Yetenek ve İzin: Can & Could
Bu ikili, bir şey yapabilme yeteneğimizi veya birinden izin alma durumumuzu ifade eder.
- Can: "Yapabilmek" veya "edebilmek" anlamındadır. Şu anki yeteneklerimizden veya birinden gayriresmi izin almaktan bahsederken kullanılır.
Yetenek: I can speak three languages.(Üç dil konuşabilirim.)
İzin: Can I borrow your book? (Kitabını ödünç alabilir miyim?)
- Could: "Can" fiilinin geçmiş zamanıdır ve aynı zamanda daha kibar bir anlam katar.
Geçmiş yetenek: When I was a child, I could climb trees easily.(Çocukken ağaçlara kolayca tırmanabiliyordum.)
Kibar izin/rica: Could you please help me with this box? (Bu kutuda bana yardım eder misin lütfen?)
Zorunluluk: Must & Have to
Bu iki modal, yapılması gereken bir eylemi belirtir, ancak aralarında önemli bir fark vardır.
- Must: İçsel veya kişisel bir zorunluluktur. Bu zorunluluk, kişinin kendi düşüncesinden veya koyduğu bir kuraldan kaynaklanır. Genellikle yazılı kurallarda veya güçlü tavsiyelerde karşımıza çıkar.
Örnek:
You must wear a helmet. (Kask takmalısın.)
I must call my mother tonight. (Bu gece annemi aramalıyım.)
- Have to: Dışsal bir zorunluluktur. Yani zorunluluk, kişinin kendisinden değil, bir durumdan, bir otoriteden veya bir koşuldan kaynaklanır. Have to fiilinin geçmiş zamanı ve gelecekteki zorunluluklar için kullanılan yapıdır.
Örnek:
I have to work on Saturdays to pay the rent.(Kirayı ödemek için Cumartesileri çalışmak zorundayım.)
Geçmiş zaman: I had to leave the party early.(Partiden erken ayrılmak zorunda kaldım.)
Olumsuz Kullanım
Bu iki modalın olumsuz halleri tamamen farklı anlamlara gelir:
- Must not (mustn't): "Yasak" veya "yapmamalısın" anlamına gelir. You must not smoke here. (Burada sigara içmemelisin.)
- Don't have to: "Gerek yok" veya "zorunda değilsin" anlamına gelir. You don't have to come if you are busy. (Meşgulsen gelmek zorunda değilsin.)
Tavsiye: Should & Ought to
Birine iyi bir fikir olduğunu düşündüğün bir şey önermek için bu modalları kullanırsın.
- Should: En yaygın tavsiye modalıdır. "Yapmalısın" veya "etmelisin" anlamına gelir.
You should get more sleep. (Daha fazla uyumalısın.)
Olumsuz: You shouldn't eat junk food. (Abur cubur yememelisin.)
- Ought to: Anlam olarak "should" ile aynıdır ve onun yerine kullanılabilir. Ancak, "should" daha yaygın ve günlük konuşmada daha sık kullanılırken, "ought to" biraz daha resmi veya eski bir kullanımdır.
You ought to apologize to him.(Ondan özür dilemelisin.)
Modallar, İngilizceyi daha akıcı ve doğal konuşmanın anahtarıdır. Unutma, must kişisel bir zorunluluk, have to ise dışsal bir zorunluluktur. Can ve could yetenek ve izin, should ise tavsiye vermek içindir.
Modallar, İngilizceyi daha akıcı ve doğal konuşmanın anahtarıdır. Unutma, must kişisel bir zorunluluk, have to ise dışsal bir zorunluluktur. Can ve could yetenek ve izin, should ise tavsiye vermek içindir.
Bu rehberin modallarla ilgili aklındaki soruları yanıtladığını umuyorum. Şimdi sıra sende: öğrendiğin bu bilgileri kullanarak kendi cümlelerini kurmaya başla!
Nerden Çıktı Bu LEMON ACADEMY?
Yeni gelmedik, geri de gelmedik, biz hep buradaydık! Kader bizi bugün buluşturdu. Ama bunun bir sebebi var: Seni KONUŞTURANA kadar burada olacağız.
