Causatives: have/get something done Ustalığı

Sep 17
Bugün, İngilizce'de sıradan bir dil bilgisi kuralının ötesine geçip, günlük hayatımızı ve profesyonel iletişimimizi bambaşka bir seviyeye taşıyacak süper faydalı bir konudan bahsedeceğiz: Causatives!
Kendi kendine saçını kesen cesur bir insan değilsen, "I cut my hair" demek yerine, aslında "I had my hair cut" demen gerekiyor, değil mi? İşte tam da bu noktada, bir işi kendimiz yapmadığımızda, bir başkasına yaptırdığımızda kullandığımız "ettirgen yapılar", yani causatives devreye giriyor. Özellikle "have something done" ve "get something done" kalıpları, bu yapının en sık kullanılan ve en önemli parçaları.

Have something done": Resmi ve Profesyonel İşlerin Vazgeçilmezi

"Have something done" yapısı, genellikle bir profesyonel servisi, bir uzmanı veya birini para karşılığında bir işi yapması için ayarladığımızda kullanılır. Bu yapıda kimin bu işi yaptığından çok, işin kendisinin yapılmış olması önemlidir. Cümlenin kendisi, bu eylemin bir başkası tarafından gerçekleştirildiğini zaten ifade eder.
Yapı:
Özne + have (çekimlenmiş hali) + Nesne + Fiilin 3. Hali (Past Participle)
Örnekler:
  • I had my car repaired. (Arabamı tamir ettirdim.) - Bir tamirciye yaptırdım.
  • She is having her house painted. (Evini boyatıyor.) - Bir boyacıya yaptırıyor.
  • They will have their documents translated. (Belgelerini tercüme ettirecekler.) - Bir tercümana yaptıracaklar.

Bu yapıyı, bir servisten yararlandığınız her durumda kullanabilirsin. Kuaför, tamirci, temizlikçi, terzi gibi meslek sahiplerinden hizmet aldığınızda aklına hemen bu yapı gelsin.

"Get something done": Günlük Hayatın ve Küçük İşlerin Pasif Hali

"Get something done" yapısı, "have something done" ile aynı anlama gelir, ancak daha gayri resmi ve gündelik bir tona sahiptir. Konuşma dilinde ve daha az resmi durumlarda sıklıkla tercih edilir. Bu yapı, genellikle birini bir işi yapmaya ikna ettiğimizde veya küçük bir işi hallettiğimizde de kullanılabilir.
Yapı:
Özne + get (çekimlenmiş hali) + Nesne + Fiilin 3. Hali (Past Participle)
Örnekler:
  • I need to get my passport renewed. (Pasaportumu yeniletmem gerek.) - Kendim yapmayacağım, birine yaptıracağım.
  • He finally got his homework finished. (Sonunda ödevini bitirtti.) - Başkasına yaptırdı.
  • Let's get this show on the road! (Hadi şu işe girişelim!) - Bu bir deyimdir, "bir şeyi başlatmak, yoluna koymak" anlamında kullanılır.

Farkları Netleştirelim: Have vs. Get

Have something done Get something done
Resmi ve profesyonel durumlar. Genellikle bir hizmet için para ödenir. Gayri resmi ve gündelik durumlar. Konuşma dilinde daha yaygın.
Daha resmi ve nesnel. Daha samimi ve kişisel.
The company had its website redesigned. I got my brother to fix my computer.

Ekstra Not: Olumsuz Deneyimler ve Kazalar

Bu yapı, sadece olumlu anlamda bir işi başkasına yaptırdığımızda değil, aynı zamanda başımıza gelen olumsuz veya beklenmedik olayları anlatırken de kullanılabilir. Bu durumda "have" veya "get" fiili, "bir şeye maruz kalmak" anlamını taşır.
  • I had my wallet stolen while I was on vacation. (Tatildeyken cüzdanım çalındı.)
  • He got his car scratched in the parking lot. (Park yerinde arabası çizildi.)

Bu örneklerde, eylemi yaptıran kişi siz değilsiniz, aksine eylemden etkilenen kişisiniz. Bu da yapının ne kadar esnek ve işlevsel olduğunu gösterir.