“Break”, “Fall”, “Run” – Deyimsel Anlamda Kullanım Rehberi
Sep 11
İngilizce öğrenirken “break”, “fall” ve “run” fiilleri sıkça karşımıza çıkar. Ancak bu fiiller sadece temel anlamlarıyla değil, deyimsel kullanımlarıyla da çok önemlidir. Deyimsel kullanım, cümlelerin doğal ve akıcı olmasını sağlar. Bu yazıda, bu üç fiilin deyimsel anlamlarını, sık kullanılan ifadelerini ve örnek cümlelerini öğreneceğiz.
Break – Deyimsel Kullanımı
“Break” sadece kırmak anlamına gelmez. Deyimsel kullanımda, ani değişiklik yapmak, kuralları veya düzeni bozmak, fırsat yaratmak gibi anlamlar taşır.
Örnek Cümleler
Yaygın “Break” Deyimleri
- Break the ice → ortamı yumuşatmak, tanışmayı kolaylaştırmak
- Break down → bozulmak, duygusal olarak çökmek
- Break up → ilişkiyi bitirmek
- Break out → ani olarak ortaya çıkmak (savaş, hastalık vb.)
- Break a record → rekor kırmak
Örnek Cümleler
- She told a joke to break the ice at the party. (Partide ortamı yumuşatmak için bir şaka yaptı.)
- My car broke down on the way to work. (Arabam işe giderken bozuldu.)
- They decided to break up after five years. (Beş yılın ardından ayrılmaya karar verdiler.)
- A fire broke out in the building last night. (Dün gece binada bir yangın çıktı.)
- Usain Bolt broke the record in the 100 meters. (Usain Bolt 100 metrede rekoru kırdı.)
İpucu:
“Break” deyimleri genellikle durum değiştirme veya ani olayları ifade etme üzerine kuruludur.
Fall – Deyimsel Kullanımı
“Fall” sadece düşmek anlamına gelmez. Deyimsel kullanımda duygusal durum, başarısızlık veya beklenmedik olaylar için kullanılır.
Yaygın “Fall” Deyimleri
- Fall in love → aşık olmak
- Fall apart → parçalanmak, çökmek
- Fall behind → geride kalmak
- Fall for someone → birine kanmak, aşık olmak
- Fall through → planın başarısız olması
Örnek Cümleler
- They fell in love during college. (Üniversite sırasında aşık oldular.)
- After the company lost its funding, it fell apart. (Şirket fonunu kaybettikten sonra dağıldı.)
- I’m falling behind on my studies. (Derslerimde geri kalıyorum.)
- He fell for the scam email. (Dolandırıcı e-postaya kanıldı.)
- The deal fell through at the last minute. (Anlaşma son dakikada bozuldu.)
İpucu:
“Fall” deyimleri genellikle kontrol dışı durumlar veya beklenmedik olaylar için kullanılır.
Run – Deyimsel Kullanımı
“Run” sadece koşmak anlamına gelmez. Deyimsel olarak iş yürütmek, süreçleri yönetmek veya beklenmedik durumlarla karşılaşmak anlamlarında kullanılır.
Yaygın “Run” Deyimleri
- Run out of → bir şeyin tükenmesi
- Run into someone → karşılaşmak
- Run for office → bir görev için aday olmak
- Run a business → iş yürütmek
- Run short → eksik veya yetersiz kalmak
Örnek Cümleler
- We ran out of milk, so I went to the store. (Sütümüz bitti, bu yüzden mağazaya gittim.)
- I ran into an old friend yesterday. (Dün eski bir arkadaşıma rastladım.)
- She is running for office next year. (O, gelecek yıl seçimlere aday oluyor.)
- They run a small café downtown. (Şehir merkezinde küçük bir kafe işletiyorlar.)
- We are running short on time. (Zamanımız daralıyor.)
İpucu:
“Run” deyimleri genellikle süreçler, hareket ve kaynak yönetimi ile ilgilidir.
Karşılaştırma – Deyimsel Kullanım
Break: Ani değişiklik, bozulma veya fırsat yaratma
- break the ice → ortamı yumuşatmak
- break down → bozulmak
- break up → ilişkiyi bitirmek
Fall: Kontrol dışı durumlar ve duygusal durumlar
- fall in love → aşık olmak
- fall apart → çökmek
- fall behind → geride kalmak
Run: Süreç, hareket, kaynak yönetimi
- run out of → tükenmek
- run into → karşılaşmak
- run a business → iş yürütmek
Sık Karıştırılan Noktalar
- Break up vs Fall apart:
- Break up → ilişkiyi bilinçli olarak bitirmek
- Fall apart → çökme, parçalanma durumu
Fall in love vs Fall for someone:
- Fall in love → gerçek anlamda aşık olmak
- Fall for someone → kandırılmak veya hoşlanmak
Run out of vs Run short:
- Run out of → tamamen tükenmek
- Run short → yetersiz kalmak, eksik olmak
Nerden Çıktı Bu LEMON ACADEMY?
Yeni gelmedik, geri de gelmedik, biz hep buradaydık! Kader bizi bugün buluşturdu. Ama bunun bir sebebi var: Seni KONUŞTURANA kadar burada olacağız.
